Madde 138 — Aynı istikamette yürüyen bir ast, üstünün yanından geçerken selâmlamaya üste bir adım kala başlar, selâmlanan bir adım geçilince biter.
Madde 138 - Muhtelif vaziyetlerin her birinde selâmlamanın nasıl yapılacağı aşağıda yazılıdır:
a. Yürürken durup cephe alarak : Cumhurbaşkanına, sancağa ve memleketimizi ziyaret eden Devlet Başkanlarına ve sancaklarına ve cenazeye karşı yapılır.
Yapılış tarzı : Ast yürürken üstün gelmekte olduğu istikamete doğru yapacağı sert bir dönüşü mütaakıp esas duruşta ve silâhlı veya silâhsız bulunduğuna göre 137 nci madde gereğince üstü selâmlar.
b. Sokaktan geçen ast bir gazinoda camekân önünde bir üstün oturduğunu görürse el ile selâmlıyarak geçer.
c. Devriye ve nöbetçi iken :
Şehir ve kasabalarda dolaştırılan devriyeler ile kışla ve askerî binaların kapılarına ve diğer noktalara dikilmiş olan nöbetçiler umumiyetle selâm verirler.
d. Araba, otomobil, tren, tramvay, sandal, vapur gibi nakil vasıtaları içinde bulunurken veya at üzerinde iken bu vasıtalardan biri içinde bulunanla yerde duran veya yürüyen askerler arasında selâmlama yukarıdaki kaidelere göre yapılır. Ancak, hareket halinde veya dururken ayağa kalkmak imkânı olmıyan araba, otomobil ve sandal gibi araçlarda kalkmadan selâmlaşırlar.
Erbaş ve erler tüfekli ise tüfeğini iki bacağı arasına kor ve namluyu sağ omuzuna dayar ve sağ eli ile tüfeğini tabii bir surette tutarak başı âmire çevirerek selâm verir.
Araba veya otomobilde erbaş ve erlere şifahi emir verildiği zaman bunlar dururken araba veya motörlü araçtan inerek emri telâkki ederler.
e. Hayvan üzerinde süratli veya yayada koşarak giderken atlı erbaş ve erler hayvan üzerinde (Tüfekli veya tüfeksiz olsun) el ve baş ile selâm verir. Yürüyüş süratini azaltmasında mahsur olmıyan hallerde üste tesadüfte bu sürat âdi yürüyüşe indirilir. Ve üst geçildikten sonra eski yürüyüşe geçilir. Üst refakatinde giden ast, üstünün yürüyüş süratine tabi bulunur. Şehir ve kasabalar içinde mecburiyet olmadıkça süratli veya dörtnal yürümek yasaktır.
Mızraklı veya kılıç çekmiş olan erbaş veya erler yalnız başla selâm verirler.
f. Ulaştırma araçları kullananlar : Bu gibi araçların doğru ve tehlikesiz sevk edilmeleri için kendi talimatnamelerinin tesbit ettiği vaziyette bulunur. Yalnız askerî vaziyet alırlar, el ile selâm vermez ve baş çevirmezler. Bu araçları sevk edenlere usulü veçhile selâm verilir. Hayvanın dizginini elle tutarak sevk eden mekkâreciler ve yedek hayvan sevk eden atlılar yalnız başla selâmlarlar. Serbest giden hayvanları geriden takip eden mekkâreciler tüfekli veya tüfeksiz olduklarına göre selâm verirler. (Yedekçiler dipçik solda bulunacak veçhile tüfeklerini arkalarına asarlar ve bu halde el ile selâmlarlar.)
g. Gezinti mahallerinde bulunurken :
Umumi salonlarda, küçük bahçelerde kısa fasılalarla birçok kere tesadüflerde bir defa selâmlaşılır. Mütaakıp tesadüflerde astlar saygılı vaziyet takınmağa itina ederler.
h. Gayri resmî vaziyette bulunurken :
Ceketsiz, ayağı çıplak, çamaşır yıkarken ve buna benzer vaziyetlerde iken üst gelirse veya geçerse, şapka ve kundurayı giymekle ve diğer buna benzer noksanları ikmale çalışmakla vakit kaybedilmiyerek çabuk ayağa kalkılır ve üst o vaziyette hazırol vaziyeti alınarak selâmlanır.
Talim arasındaki istirahatlerde ve molalarda üst geçerken selâm verilmez, yalnız kıt'anın kumandanı üstü karşılayarak selâmlar ve kıt'ası hakkında malûmat verir.
İstirahatte bulunan kimseye üst bir sözde bulunursa söze maruz olan ast derhal ayağa kalkarak selâmlar ve cevap verir.
i. Bir kumanda altında olmıyarak grup halinde yürürken veya dururken her asker ayrı ayrı selâm verirler.
j. Kıt'a halinde iken :
(1) Silâhlı veya silâhsız bir kıt'ayı sevk eden astsubay, erbaş veya er ise tesadüf edecekleri bilûmum subaylara, subay ise bir derece ve daha yukarı rütbedeki subaylara kıt'aca selâm verirler. Pek çok üstlere tesadüf edilen büyük garnizonlarda yalnız kıt'ayı sevk edenlerin selâm vermeleri kâfidir.
(2) Kıt'ayı sevkeden subay el ile kılıç çekmiş ise kılıç ile selâmlar. Kıt'ayı sevkeden veya kıt'a içinde bulunan erbaşlar tüfekli iseler erler gibi selâm verirler. Kıt'ayı sevkeden erbaş veya erler tüfeksiz ise el ile selâmlarlar.
(3) Geçit resimlerinde selâmın iadesi yalnız kendisine karşı merasim yapılan zata aittir. Ancak, sancak geçerken geçit resmi mevkiinde bulunan herkes selâmlar.
(4) Tatbikat ve manevralara giderken ve gelirken veya harb yürüyüşlerinde, üstler yürüyüş kabiliyet ve intizamını teftiş maksadı ile yol kenarında durarak kıt'aları gözden geçirirler. Böyle bir halde kıt'a uygun adıma geçirilmez. Müsaade ile açılmış olan yakalar kapanmaz ve tüfekler nasıl tutuluyorsa öylece kalır. Erler şarkı söylüyorlarsa devam olunur. Bu halde üstün önünden geçen her erbaş üste usulü veçhile bakar, sigara içenler sigaralarını avuç içinde saklarlar.
(5) Şehir haricinde yürüyüş halinde bulunan kıt'aların kumandanı tesadüf edeceği üstü kendisi selâmlıyarak icabeden malûmatı verir.
(6) Kıt'a subay komutasında olmayan karakol kıt'asının ve nöbetçilerinin önünden geçerken yalnız kıt'anın kumandanı karakol kıtasını ve nöbetçi subayı selâmlar.
Subay Kumandasında bir karakol kıt'asının önünden geçilirken karakol kıt'ası kıt'aca selâmlanır.
k. İstiklâl marşı dinlenirken :
Marş her yerde ve daima durularak selâm vaziyetinde dinlenir.
(1) Kıt'alar İstiklâl Marşını, St. 22 - 5 Talimatnamesindeki selâm vaziyetinde dinlerler.
(2) Kıt'a haricindeki Silâhlı Kuvvetler mensupları Marş bitinceye kadar el ile selâmlarlar.
(3) Başaçık olarak bulunulan yerlerde Marş esas duruşda dinlenir ve marş bitinceye kadar bu vaziyet muhafaza edilir.
(4) Yabancı devletlerin millî marşları hakkında da aynı suretle hareket edilir.
l. Bayrak çekilir ve indirilirken :
Gemilere veya resmi binalara merasimle bayrak çekilir ve indirilir. Bayrağın çekilmesi ve indirilmesi esnasında veya tören geçişlerinde bunu gören her şahıs, olduğu yerde durarak ve cephe alarak durumuna göre bayrağı tüfekle, kılıçla, elle veya esas duruşta selamlar.(1)