Kurum/Kuruluş Yönetmeliği · 12046

Madde 18 — ÜÇÜNCÜ BÖLÜM — Zararın Devamı veya Yeniden Meydana Gelmesi İhtimali

R.G.: 2008-03-20 / 26822
Madde 18 — ÜÇÜNCÜ BÖLÜM — Zararın Devamı veya Yeniden Meydana Gelmesi İhtimali

MADDE 18- (1)Yönetmelik’in 35’inci maddesi hükümleri gereğince, bu bölümde önlemin sona ermesi halinde zararın devamı veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, taraflarca ortaya konulan ve yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen veriler çerçevesinde; soruşturmaya konu ithalatın muhtemel seviyesi ve fiyatları ile bunun yerli üretim dalının fiyatları üzerindeki beklenen etkisi, önlem konusu ülkelerdeki sektörün durumu ve Türkiye’ye yönlendirebilecekleri kapasitelerinin bulunup bulunmadığı ve önlemin yürürlükten kalkması durumunda soruşturmaya konu ithalatın yerli üretim dalı üzerindeki muhtemel etkileri incelenmektedir.

(a)Soruşturmaya konu ithalatın muhtemel seviyesi

(1) Soruşturmaya konu Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Moldova menşeli soruşturma konusu ürün ithalatının 2002–2005 döneminde miktar itibariyle ortaya koyduğu artış eğilimi 2006 yılında da devam etmiş ve ithalat bir önceki yıla kıyasla %61 artarak 1.500.058 ton düzeyine ulaşmıştır.

(2) Nitekim 2007 yılında soruşturma konusu ürünün tüm ülkelerden gerçekleştirilen ithalat 2.234.810 ton seviyesine, soruşturma konusu ülkeler menşeli ithalatı ise 2.061.931 tona ulaşmıştır.

(b)Önleme tabi ülkelerdeki sektörün durumu, mevcut kapasitenin Türkiye’ye yönlendirilebilme olasılığı

(1) Önceki bölümlerde incelendiği üzere soruşturma konusu ülkelerde gerek soruşturma konusu kütüklerin gerekse diğer nihai ürünlerin üretimine ilişkin yerleşik kapasitenin artırılması yönünde yatırımlar sürmekte ve bu durumun görünen etkisi artan ihracat rakamlarına da yansımaktadır.

(2) Daha önce incelendiği üzere soruşturma konusu ülkelerdeki üretimin önemli bir kısmı bu ülkelerde iç pazarın sınırlı olması nedeniyle ihracata hasredilmektedir.

(3) Öte yandan soruşturma konusu ülkeler bakımından önemi haiz pazarlara giriş olanaklarının ticaret politikası önlemleri nedeniyle kısıtlı olmasının bahse konu ülkeleri gelişme yolundaki ülke pazarlarına yönlendirdiği görülmektedir.

(4)  Bu çerçevede Türkiye’nin büyüyen bir pazar olması, coğrafi açıdan yakın olması, Türkiye’de yerleşik haddehane kapasitesinin yüksek oluşu ve soruşturmaya tabi ülkelerde yerleşik üretici/ihracatçıların yerleşik ticari bağlantıları ve dağıtım kanallarıyla Türkiye piyasasına hızlı bir biçimde nüfuz edebilmeleri nedeniyle soruşturma konusu ülkeler için Türkiye önemli bir ihracat pazarı durumundadır.

(c)İthalatın muhtemel fiyatları ve damping

(1) Soruşturma konusu ülkelerden gerçekleşen soruşturma konusu ürün ithalatının fiyatları incelenirken iki yönlü bir değerlendirmeye gidilmiş olup, yıllar itibariyle yerli üretim dalı üzerindeki fiyat baskısı ve fiyat kırılması bulunup bulunmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.

(2) 2004 yılı istisna teşkil etmek üzere soruşturma konusu ülkeler menşeli ithalatın gümrük vergisi ve sair masraflar eklenmemiş CIF temelindeki fiyatlarının yerli üretim dalının ticari maliyetlerinin altında olduğu tespit edilmekle birlikte yürürlükteki %22,4 oranındaki gümrük vergisinin etkisiyle soruşturma konusu ithalatın Türkiye piyasasında oluşan birim fiyatı yerli üretim dalının olması gereken yurtiçi satış fiyatlarının üzerinde gerçekleşmektedir.

(3) Diğer taraftan Raporun önceki bölümlerinde incelendiği üzere şikayete konu ülkelerde kütüklere yönelik oluşan fiyat uygulamaları dampingin devamı veya tekrarı konusunda önemli bir gösterge niteliği taşımaktadır.

(d) Mevcut önlemin etkinliği, yerli üretim dalının durumu ve soruşturma konusu ithalatın muhtemel etkileri

(1) 2007 yılı verileri itibariyle ton başına yaklaşık 500 Doları düzeyinde olan soruşturma konusu ülkeler menşeli kütüklerin ihraç fiyatı dikkate alındığında mevcut önlemin yerli üretim dalını koruma özelliğinin CIF ihraç fiyatının % 1’i civarında kaldığı tespit edilmiştir. Mevcut önlemin artan kütük fiyatlarıyla önlemin koruma sağlayacak düzeyde olmadığı saptanmıştır.

(2) Meri önlemin etkinliği konusunda Nihai Bildirime yönelik görüşlerde soruşturma konusu ülkeler menşeli kütüklerin bu ülkelerdeki maliyet avantajı nedeniyle yerli üretim iç piyasa satış fiyatlarından daha düşük bir fiyata ihraç edilebildiği ve yerleşik kapasite nedeniyle büyük miktarlarda soruşturma konusu ürünün Türkiye’ye yönlendirilebileceği ve böyle bir ortamda mevcut önlemin koruma özelliğinin önem arz ettiği belirtilmiştir.

(3) Yerli üretim dalı tarafından Nihai Bildirme yönelik verilen bu görüşler dikkate alınmıştır. Öte yandan ithal fiyatları ile yerli üretim dalının yurtiçi satış fiyatları arasındaki farkın görüşlerde ortaya konulan orandan daha fazla olabileceği; bu durumun önlemin koruma düzeyiyle doğrudan bağlantılı olmadığı; ton başına 4 ve 7 ABD Doları seviyesinde bulunan önlemin muhtemel damping düzeyine karşı etkin olmadığının sunulan görüşlerle de teyit edildiği; bununla birlikte halihazırda yürürlükte olan gümrük vergisi dikkate alındığında yerli üretim dalını koruyacak bir enstrümanın mevcut olduğu; yerli üretim dalının gümrük vergisi ile dampinge karşı önlemi karıştırarak gümrük vergisinin yürürlükten kaldırılacağı yönünde yanlış bir yargıya kapılmış olabileceği mütalaa edilmektedir.

(4) Yerli üretim dalının ekonomik göstergeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde ise 2002–2005 yılları arasında göstergelerde iyileşme tespit edilmektedir. Bu çerçevede soruşturma konusu kütüklerden mamul nihai mal fiyatlarının kütük fiyatlarının önemli ölçüde üzerinde olmasının ve bu ürünlerde gerçekleştirilen satışların yerli üretim dalını oluşturan firmaların karlılığını artırdığı ve bu durumun yerli üretim dalının göstergelerine olumlu yansıdığı görülmektedir.

(5) Bu çerçevede 2000’li yılların başından bu yana Çin Halk Cumhuriyeti başta olmak üzere dünya genelinde büyüyen talep ve hammadde piyasasında karşılaşılan darboğaz gibi etkenlerle gerek kütüklerin gerekse kütükten mamul nihai ürünlerin fiyatında gözlemlenen artış, Türkiye’de ve dünyada demir-çelik sektöründe canlanmaya sebebiyet vermiş ve 2004 yılı bu eğilimin en güçlü hissedildiği yıl olmuştur. 2004 yılında gözlemlenen fiyat artışlarının anılan etkenlerin yanı sıra ABD Dolarının 2004 yılında değer kaybına uğraması gibi tali nedenlerden kaynaklandığı görülmektedir.

(6) Öte yandan, 2005 yılında 2000’in başından bu yana gözlemlenen eğilimin aksine fiyat artışları kaydedilmemiştir. Bu çerçevede, demir üretiminde kullanılan kömür fiyatlarındaki düşüş, fiyatların yüksek olduğu 2004 döneminde ortaya çıkan arz fazlası ve Çin’de demir-çelik ihracatı üzerinde söz konusu olan %13 oranındaki vergi iadesinin ortadan kalkması sonucu iadeden istifade eden firmaların hammadde piyasasında yaratıkları tesir ve buna benzer sebepler 2005 yılında demir-çelik ürünlerinin fiyatlarında bir gerileme yaşanmasına neden olmuştur. Dünya çapında yaşanan bu gerileme yerli üretim dalı üzerinde de etkisini göstermiş ve yerli üretim dalının gerek yurtiçi gerekse yurtdışı satış fiyatları düşerken ortaya çıkan piyasa şartları neticesinde ekonomik göstergelerde bazı bozulmalar yaşanmıştır.

(7) Netice itibariyle yerli üretim dalında 2005 yılında yerli üretim dalında gözlemlenen durumun mutlak zarar halini işaret etmediği ancak dünya piyasalarında özellikle fiyatlarda yaşanan nispi gerilemeye paralel şekilde göreceli bir bozulmayı gösterdiği düşünülmektedir. Nitekim yerli üretim dalını oluşturan bazı şikayetçi yerli üreticilerce sunulan 2006 yılına ait verilerde firmaların yurtiçi satış fiyatlarındaki artışın, ticari maliyetlerdeki artıştan fazla olduğu ve gerek soruşturma konusu kütüklerde gerekse diğer nihai ürünlerde gerçekleştirilen karlı satışların veri sunan firmaların genel karlılığını artırdığı görülmektedir. Bu kapsamda önlem konusu ülkeler menşeli ithalatın yerli üretim dalı üzerinde fiyat kırılması ve baskısına neden olmadığı da dikkate alındığında bahse konu ithalatın, yerli üretim dalının ekonomik göstergelerinde 2005 yılında ortaya çıkan bozulmanın kaynağı olmadığı mütalaa edilmektedir.

(8) OECD’nin gerçekleştirdiği öngörülerde halihazırda 1,231 milyar ton seviyesinde bulunan dünya çelik tüketiminin 2011 yılında 1,500 milyar ton 2015 yılında ise 1,820 milyar ton olacağı belirtilmektedir. Yerli üretim dalının kütükler ve inşaat demirlerindeki ana ihraç pazarı olan Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri incelendiğinde ise Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Mısır gibi ülkelerde, yüksek petrol gelirleriyle desteklenen ekonomik büyümenin devam edecekleri tahmin edilmektedir. Söz konusu ülkelerdeki ekonomik büyümenin 2009 yılı itibariyle yıllık %5,6 ila %8,2 arasında değişen oranlarda olacağı öngörülmektedir.

(9) Ekonomik büyümeyle yakından ilişkili olan çelik tüketiminin bu ülkelerdeki kütük ve uzun ürün talebini artıracağı ve bu durumun yerli üretim dalının dış satışlarına olumlu yansıyacağı düşünülmektedir. Nitekim, Uluslararası Uzun Çelik Ürünleri Üreticileri Birliği (IREPAS) 2007 toplantısında sunulan veriler 2002 yılında 361 milyon ton olan dünya uzun ürün tüketiminin %57 nispetinde artışla 2007 yılı sonunda 567 milyon tona ulaşacağını öngörmüştür. Diğer taraftan 2002 yılında 133 milyon ton olan dünya inşaat demiri tüketiminin ise IREPAS öngörüleri çerçevesinde 2007’de 212 milyon ton ve 2009 yılında ise 224 milyon ton seviyelerinde gerçekleşmesi beklenmektedir.

(10) Bu bağlamda Türkiye İstatistik Kurumu verileri incelendiğinde 2006 yılında Türkiye’den gerçekleştirilen demir-çelik mamulleri ihracatında uzun ürünlerin 4,66 milyar dolar ile birinci sırada geldiği ve bu grup içinde yer alan inşaat demirlerinin ihracat miktarının ise 2005 yılıyla kıyaslandığında  %29,7 oranında arttığı görülmektedir.

(11) Öte yandan Amerika Birleşik Devletleri’nde ortaya çıkan finansal dalgalanmanın, dünya ekonomik büyüme öngörülerini nasıl etkileyeceği belirsiz olduğundan, halihazırdaki durumun demir/çelik talebine ne zaman ve ne şekilde tesir edeceği müphem bir konudur. Buna karşılık Uluslararası Demir Çelik Enstitüsü’nün öngörülerine göre Amerika Birleşik Devletleri’nde ekonomik bir gerilemenin yaşanmayacağı ve Türkiye yerli üretim dalının ana ihraç pazarı olan Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki güçlü büyümenin devam etmesi beklenmektedir.

(12) Türkiye iç pazarına yönelik inceleme çerçevesinde, 2006 yılının ilk altı aylık verileri ile karşılaştırıldığında 2007 yılının Ocak-Haziran döneminde Türkiye pazarında uzun ürün tüketiminde görülen  %14,8 oranındaki artışın devamlılık arz etmesi halinde mevcut talep artışının soruşturma konusu kütüklere iç talebi artıracağı öngörülmektedir. Bu çerçevede Türk inşaat sektörünün 2005 ve 2006 yıllarında kaydettiği %20 nispetindeki büyümenin gelecek dönemde de devam etmesi halinde uzun ürüne olan talebin 2007 verileriyle ortaya konulduğu üzere artacağı düşünülmektedir.

(13) Diğer taraftan, soruşturma konusu ülkelerden 2007 yılında Türkiye’ye gerçekleştirilen ihracatın fiyatlarının 2005 yılına kıyasla  %48; inşaat demirlerinin dünya fiyatlarının ise 2007 yılının ilk üç ayında 2006 yılının aynı dönemine nazaran %18 daha yüksek olduğu görülmektedir. Yerli üretim dalı tarafından sağlanan veriler esas alındığında kütüklerin ağırlıklı yurt içi birim satış fiyatının ise 2002–2005 döneminde  %67, 2006 yılında ise bir önceki yıla nazaran %21 oranında artış kaydettiği görülmektedir.

(14) Gerek Türkiye piyasasında gerekse uluslararası piyasalarda mevcut ve beklenen fiyat artışlarının önemli ölçüde talebin halihazırdaki arzla karşılanamadığı hammadde piyasasında oluşan fiyatlar neticesinde meydana geldiği düşünülmektedir. Nitekim demir cevheri fiyatlarının 2002 yılıyla kıyaslandığında %189 daha pahalı olduğu görülmekte olup demir/çelik hurdasındaki arz açığının gelecek dönemde hurda fiyatlarını daha da yükseltmesi yönünde beklenti mevcuttur. Bu bağlamda bilhassa Rusya Federasyonu ve Ukrayna’da yerleşik ark ocaklı işletmelerin üretimlerinde ve kapasitelerindeki artışla beraber bu ülkeler menşeli demir/çelik hurdasının ihracatında gözlemlenen düşüşünün devamlılık göstereceği ve bu durumun hurda piyasasındaki arz sıkıntısını artıracağı öngörülmektedir.

(15) Önleme konu ülkelerde kütük fiyatlarının tespitinde da dünya piyasalarındaki gelişmelerin dikkate alındığı ve 2003 sonrasında ihraç fiyatlarının yerli üretim dalı fiyatlarını baskı altında tutacak düzeylere inmediği; bu ülkelerden gerçekleştirilen ithalatın neredeyse tamamının dahilde işleme rejimi kapsamında gerçekleştirildiği görülmüştür. Bu durum bir yandan %22,4 düzeyindeki gümrük vergisinin yalnız dahilde işleme rejimi ile mezkur ülkelerden gerçekleştirilen ithalatı cazip kılması öte yandan dünya piyasalarındaki olumlu gelişmelerden faydalanmayı hedefleyen haddehanelerin de ihracat amacıyla dahilde işleme rejimi kapsamındaki ithalatlarının önemli derecede arttırmalarından kaynaklanmaktadır.

(16) Sonuç olarak, demir-çelik iç piyasasının dünya piyasalarındaki gelişmelerden etkilenmekte olduğu; gerek Türkiye gerekse dünya pazarında bir büyüme sürecinin yaşanmakta olduğu ve bu durumun bir yandan arz kapasitelerinin artmasına neden olurken diğer yandan hammadde ve ara/nihai ürün fiyatlarını ciddi bir biçimde yukarı çektiği; bir şikayetçi yerli üretici dışında kütük üretiminin önemli bir bölümünü nihai ürün üretiminde kullanan yerli üretim dalının bu gelişmelerden olumlu etkilendiği anlaşılmaktadır.

(17) Öte yandan, artış gösteren soruşturma konusu kütüklerin satış fiyatlarıyla karşılaştırıldığında mezkur dampinge karşı önlemin yerli üretim dalını koruma özelliğini yitirmiş olması; yerli üretim dalını oluşturan firmalardan bazılarının yatırım planlarının uzun ürün üretiminden yassı ürün üretimine kaydırmakta olmaları neticesinde kütük imalatında gelecek dönemde kapasite artışına dönük bir işaretin bulunmaması ve en önemlisi yerli üretim dalının, mevcut piyasa şartlarının ve gerek kütüklerdeki gerekse nihai mallardaki fiyat ve talep artışının öngörüldüğü biçimde bir yön takip etmesi durumunda karlılığını devam ettireceği beklentisi dikkate alındığında mevcut önlemin ortadan kalkması halinde dahi mevcut gümrük vergisi oranlarıyla yerli üretim dalının soruşturmaya konu ülkeler menşeli damping nedeniyle iç piyasada zarar haliyle karşı karşıya kalmayacağı mütalaa edilmektedir.

Bu web sitesi Logos Teknolojik Yatırımlar tarafından oluşturulmuştur.