Madde 15 — Diğer işlemler
MADDE 15 – (1) Taşınmazların rayiç bedellerinin belirlenmesi aşamasında bu Genel Tebliğ ekinde (EK-6) yer alan form mahallinde düzenlenerek, bu çalışmalar sonucunda elde edilen verilere göre yapılacak kıymet takdirinde dikkate alınır. Birbirine yakın ve emsal olabilecek taşınmazlarda tutarsız rayiç bedellerin belirlenmesini engellemeye yönelik olarak il, ilçe ve köy geçişlerinde kıymet takdirlerinin birbirleriyle tutarlılığı sağlanır.
(2) Hak sahiplerine satılacak Hazineye ait tarım arazilerinden tek parselde birden fazla hak sahibinin olması ve bu hak sahiplerine satılacak arazinin ifrazı hâlinde yüzölçümünün 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen bölünemez büyüklüğün altına düşmesi hâlinde; bu araziler, bölünemez büyüklüğün altına düşmemek kaydıyla, diğer hak sahiplerinin yazılı olarak muvafakat vermesi durumunda talep eden hak sahiplerine satılabilir. Yüzölçümü bölünemez büyüklüğün üzerinde ve birden fazla kullanıcısı olan taşınmazlarda, bölünemez büyüklüğün altına düşecek şekilde ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın paylı olarak satılabilir. Ancak, taşınmazın bir kısmının 14 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında kalmaması yani satılabilecek taşınmazlardan olmaması durumunda bu taşınmazlar, anılan fıkra kapsamında kalan taşınmazlarla paylı olarak satış işlemine konu edilemez. 5403 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde; çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak istekleri olan bitkilerin yetiştiği yerler ile seraların bulunduğu alanlarda, yörenin arazi özellikleri daha küçük parsellerin oluşmasını gerekli kıldığı takdirde, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının uygun görüşü ile daha küçük parseller oluşturulabileceği yönünde hüküm bulunduğundan; bu nitelikteki taşınmazların ifrazlarının gerekmesi durumunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüklerinin görüşleri doğrultusunda işlem tesis edilir.
Örnek-1: Kastamonu İlinde belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan tarımsal niteliğe sahip ve tamamı mutlak tarım arazisi sınıfında olan 1864 parsel numaralı 21.000 m2 yüzölçümlü taşınmazın 10.000 m2’lik kısmının (A) tarafından kullanıldığı, 7.000 m2’lik kısmının (B) tarafından kiralandığı, 4.000 m2’lik kısmının ise (C) tarafından kullanıldığı ve bu kişilerin doğrudan satış hakkından yararlanabilecekleri belirlenmiştir. Hak sahipleri taşınmazın müstakil parseller halinde doğrudan satışını 25/2/2013 tarihinde talep etmiştir.
Buna göre, 5403 sayılı Kanun uyarınca; satışı istenilen tarım arazisinin mutlak tarım arazisi sınıfında olması ve bu araziler için öngörülen bölünemez büyüklüğün 2 hektar (20.000 m2) olması nedeniyle; (A), (B) ve (C) adlı kişilerin satışını talep ettikleri kısımların bölünemez büyüklüğün altında olduğundan ve bu taşınmazın ifraz edilerek her birine ayrı ayrı satışı yapılamayacağından; kullandıkları miktarlar dikkate alınarak paylı olarak veya (A)’ya bölünemez büyüklüğün altına düşmemek kaydıyla (B) ve (C)’den noterde düzenlenecek muvafakat alması şartıyla doğrudan satılabilir. Taşınmaz aynı koşullarla (B) veya (C)’ye de doğrudan satılabilir.
(3) Kanunda yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesi durumunda, taşınmazların üzerinde bulunan yapılar hakkında 4706 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin son fıkrasında yer alan “bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten (19/7/2003 tarihinden) sonra Hazineye ait taşınmazlar üzerinde yapılan her türlü yapı ve tesislerin başka bir işleme gerek kalmaksızın Hazineye intikal edeceğine” ilişkin hüküm uygulanmaz.
(4) Mülga 4070 sayılı Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında tapu kütüklerine konulan “Bu Kanuna göre satılan tarım arazileri 10 yıl süreyle tarım dışı amaçlarla kullanılamaz” şeklindeki belirtmeler aynen korunur ve bu belirtmelerin kaldırılmasına yönelik talepler reddedilir. Bu süreninin sonunda tarım dışı amaçla kullanıma konu taşınmazın tapu kütüğündeki belirtmelerin kaldırılması işlemleri, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüklerinden uygun görüş alınmak suretiyle ilgili defterdarlıklar tarafından sonuçlandırılır.
(5) Hazineye ait tarım arazilerinden henüz kadastrosu yapılmayan yerler kadastrosu yapıldıktan, tescil harici olanlar ise tapuda Hazine adına tescil edildikten sonra Kanunun 12 nci maddesi ve bu Genel Tebliğ hükümlerine göre değerlendirilir. Kadastrosu yapılmamış olan yerler; 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu ya da bu Kanundan önceki mevzuat gereğince hiç çalışma yapılmamış olan köy ya da mahalle çalışma alanı içindeki yerler ile kadastro çalışmaları halen devam eden, tespit ve tahdit işlemleri tamamlanmadığı için askı ilanları yapılmamış olan yerler olarak kabul edilir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu çerçevesinde tespit ve tahdit işlemleri tamamlanarak askı ilanına çıkmış olan yerler, Kanunun başvuru süresi içinde askı ilanına çıkma işleminin yapılmış olması şartıyla, Kanun kapsamında değerlendirilir. Askı ilanı süresinin başvuru süresinden sonra bitmiş olması, Kanunun uygulanmasına engel teşkil etmez, ancak uygulama askı ilanının kesinleşmesinden sonra yapılır. Kadastro gören yerlerden iken tescil harici bırakılan yerler ile Hazine veya şahıslar tarafından kadastro tespitine yapılan itiraz ve açılan davalar sonucunda Hazine adına tescil edilecek taşınmazlar da Kanunun 12 nci maddesi ile bu Genel Tebliğ kapsamında değerlendirilir.
(6) Tarım arazisi niteliğinde olması ve fiilen tarımsal amaçla kullanılması koşuluyla tapudaki vasıflarına bakılmaksızın Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar ile imar ve ihya edilerek tarım arazisi niteliği kazandırılan ve fiilen tarımsal amaçla kullanılan taşlık, kayalık, çalılık gibi tescil harici Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler Kanunun 12 nci maddesi ile bu Genel Tebliğ kapsamında değerlendirilir.
(7) Hazineye ait tarım arazilerinin satışında, Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle geçerli olan belediye ve mücavir alan sınırları esas alınacağından; bu araziler daha sonra belediye ve mücavir alan sınırları içine alınmış olsa dahi yapılan başvurular değerlendirilerek satış işlemleri sonuçlandırılır.
Denizli İli, Beyağaç ve Kale İlçelerindeki taşınmazlara ilişkin işlemler