Madde 32 — Dampingli ithalatın etkisi
MADDE 32 – (1) Soruşturma konusu ülkeler menşeli ürünün ithalatının miktar temelinde 2013 yılında bir önceki yıla kıyasla %55; 2014 yılında ise 2013 yılına nazaran %9 oranında artış gösterdiği görülmüştür.
(2) Soruşturma konusu ürünün toplam Türkiye üretimi zarar inceleme dönemi olan 2012-2014 yılları arasında artış göstermiştir. Aynı dönemde, soruşturma konusu ülkeler menşeli ithalatın da arttığı görülmektedir. Diğer taraftan, anılan dönemde, yerli üretim dalının yurt içi satış toplamı artış kaydetmekle birlikte, yurt içi toplam tüketimde izlenen artışa bağlı olarak pazar payının düşüş gösterdiği tespit edilmiştir.
(3) 2014 yılında, dampingli olduğu tespit edilen ithalatın fiyatlarının, yerli üretim dalının yurt içi satış fiyatlarını soruşturmaya konu ülkeler temelinde CIF ithal %X ila %1X arasında değişen oranlarda; işbirliğine gelen firmalar temelinde ise CIF ithal değerinin %X ila %2X arasında değişen oranlarda kırdığı tespit edilmiştir.
(4) Soruşturma kapsamında işbirliğine gelen 12 ihracatçı firmanın, soruşturma konusu ürünü damping belirleme dönemi olan 2014 yılı ilk 9 ayında dampingli olarak ihraç ettikleri tespit edilmiştir. Bu kapsamda, anılan firmalar için CIF bedelin yüzdesi olarak tespit edilen damping marjı oranları, 19 uncu maddede belirtildiği üzere %2,21 ile %41,13 arasında değişiklik göstermektedir.
(5) Öte yandan, Yönetmeliğin 17 nci maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde ulaşılan tespitler değerlendirilmekle beraber, aynı maddenin dördüncü ve beşinci fıkraları dairesinde zarar inceleme döneminde yerli üretim dalının temel ekonomik göstergelerinin yukarı yönlü bir eğilim izlemesi ve soruşturma döneminde yerli üretim dalının ekonomik göstergelerinin zarar halini işaret etmemesi dampingli ithalatın miktar ve fiyat temelindeki etkisinin yerli üretim dalı üzerinde Yönetmeliğin 17 nci maddesinde öngörülen çerçevede zarara yol açmadığını göstermektedir. Bu saptamalar ışığında, zarar inceleme döneminde yerli üretim dalının zarar haliyle karşı karşıya bulunmadığı tespit edildiğinden Yönetmeliğin 17 nci maddesinin beşinci fıkrası dikkate alındığında nedensellik bağı incelemesinin gerekliliğine ilişkin hukuksal temelin ortadan kalkmış olduğu sonucuna ulaşılmıştır.