Kurum/Kuruluş Yönetmeliği · 13158

Madde 18 — Genel

R.G.: 2009-06-25 / 27269
Madde 18 — Genel

MADDE 18 – (1) Yönetmeliğin 35 inci maddesi hükümleri gereğince, önlemin yürürlükten kalkması halinde yerli üretim dalında önleme konu ülkeler menşeli dampingli ithalattan kaynaklanan zararın devam etmesinin veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı değerlendirilmiştir.

a) Önleme konu ülkelerde sektörün durumu ve kapasite fazlası

(1) Yapılan inceleme sonucunda, ABD ve Avrupa PVC-S piyasalarında 2007’nin ilk yarısına kadar Uzak Doğu menşeli ithalat nedeniyle yerli üreticilerin pazar kaybettiği, 2007 yılının ikinci yarısından sonra özellikle inşaat sektöründe daralma yaşandığı, 2008’in ikinci yarısından sonra ise likidite sıkıntısı olarak küresel boyuta taşınan finans krizinin talep daralmasına neden olduğu ve bunun söz konusu piyasalarda PVC-S talebini önemli ölçüde etkilediği belirlenmiştir.

(2) Söz konusu ekonomik konjonktür göz önünde bulundurulduğunda başta ABD olmak üzere Almanya ve İtalya’da kurulu kapasitelerin önemli büyüklükte olması ve Kuzey Amerika ve Avrupa piyasalarında 2009 yılında devam etmesi beklenen talep daralması nedeniyle söz konusu ülkelerde yerleşik üretici/ihracatçıların stoklarını azaltma arayışına geçtikleri 2009 yılının ilk dört aylık döneminde gerçekleştirilen ithalatın birim fiyatlarının önemli ölçüde düşmesinden de anlaşılmaktadır.

(3) Diğer taraftan, Nexant Chem Systems tarafından yayınlanan bir rapora göre PVC-S bünyesinde bulunan bazı inorganik girdiler nedeniyle son yıllarda getirilen bazı düzenlemeler ile polietilen ve polipropilen gibi ikame olabilecek polimerlerin sağlık ve çevre açısından PVC-S’ye tercih edildiği, bunun ise PVC-S’nin rekabet gücünü zayıflatabileceği anlaşılmaktadır.

b) Önleme Tabi Ülkelerin Dünya Ticaretindeki Yeri:

(1) Daha önce de belirtildiği üzere 2007 yılı itibariyle ABD 1 milyon ton ile dünya PVC-S ihracatının %11’ini oluşturarak birinci sırada yer almıştır. Türkiye’ye gerçekleştirdiği ihracat ise aynı yıl 65,8 bin ton olmuştur. Almanya ise 2007 yılında 843 bin ton ile toplam PVC-S ihracatının %9’unu oluşturmuş olup söz konusu ülkenin aynı yıl Türkiye’ye yaptığı ihracat 32,6 bin ton olarak gerçekleşmiştir. İtalya’ya bakıldığında ülkenin 102 bin ton ile toplam PVC-S ihracatının %1’ini oluşturmakta olduğu, Türkiye’ye yaptığı ihracatın ise 24 bin ton olduğu görülmüştür. Romanya’ya bakıldığında ise ülkenin 185 bin ton ile 2007 yılı toplam PVC-S ihracatının %2’sini gerçekleştirdiği ve aynı yıl Türkiye’ye 56 bin ton ihracat gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Bu durum, özellikle ABD ve Almanya’nın ihracat kapasitelerinin önemli ölçüde yüksek olduğu, diğer ülkelerin kapasitelerinin göreceli olarak daha düşük olmasına karşın yakınlık nedeniyle de geleneksel olarak Türkiye piyasasına yüksek oranlarda ihracat gerçekleştirdiklerini göstermektedir.

c) Önlem konusu ithalatın ve fiyatlarının değerlendirilmesi

(1) 2004-2008 döneminde toplam ithalatın %47 oranında arttığı belirlenmiştir. Önleme konu ülkelere bakıldığında ise, ABD’den yapılan ithalatın %155 oranında arttığı, Almanya’dan yapılan ithalatın söz konusu dönemde %27 azaldığı, İtalya’dan yapılan ithalatın %33 arttığı, Romanya’dan yapılan ithalatın ise %52 oranında azaldığı belirlenmiştir. Diğer ülkelerden yapılan ithalat ise %87 oranında artmıştır. Söz konusu ülkelerden yapılan ithalatın ortalama birim fiyatlarına bakıldığında ise 2004-2008 yılları arasında petrol fiyatlarında meydana gelen artışın da etkisiyle artış yaşandığı, ancak 2009 yılının Ocak ayına bakıldığında fiyatların önemli ölçüde düştüğü görülmüştür.

ç) Diğer ülkeler tarafından önleme konu ülkelere karşı alınan önlemler

(1) Şikayete konu ülkeler menşeli PVC ithalatına karşı diğer ülkeler tarafından uygulanan önlemler ve açılan soruşturmalar incelenmiştir. Yapılan incelemede Avustralya’nın 1992 yılından beri ABD menşeli PVC’ye karşı önleminin yürürlükte olduğu, son süre uzatımının ise 2005 yılında gerçekleştiği; 2003 yılında ÇHC’nin ABD menşeli PVC’ye karşı önlem aldığı; 2004 yılında Arjantin’in ABD menşeli PVC’ye kaşı önlem aldığı; 2005 yılında Brezilya’nın yine ABD menşeli şikayet konusu ürüne karşı önlem aldığı; ve son olarak Ocak 2008 tarihinde Hindistan’ın yine aynı ülke menşeli ürüne karşı önlem aldığı tespit edilmiştir.

d) Türkiye pazarının değerlendirilmesi

(1) Türkiye’nin PVC tüketiminin 2004-2008 döneminde %33 oranında arttığı, bunun yanında ABD’nin pazar payının %92 oranında artış gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Diğer taraftan Almanya’nın pazar payı söz konusu dönemde %45 oranında azalma göstermiş, İtalya’nın pazar payında değişiklik yaşanmamış, Romanya’nın pazar payı ise %64 oranında azalmıştır. Yerli üretim dalının pazar payı ise %30 oranında azalmıştır. Diğer ülkelerin pazar payı ise %41 oranında artmıştır.

(2) ABD’nin pazar payının önemli ölçüde artması, bunun yanında, Türkiye ihraç pazarının İtalya ve Romanya için birinci sırada yer alması, Almanya’nın ihracatında ise Türkiye’nin 2007 itibariyle yedinci sırada yer alması söz konusu ülkelerde yerleşik ihracatçıların Türkiye pazarını iyi tanıdıklarını, dağıtım kanallarına kolaylıkla erişebildiklerine işaret etmektedir.

(3) Öte yandan soruşturma kapsamında işbirliğinde bulunan ithalatçılar Türkiye’nin tek PVC üreticisi olan Petkim Petrokimya Holding A.Ş.’nin üretim kapasitesinin Türkiye tüketimine kıyasla oldukça düşük olduğunu, bu nedenle ithalatın önlem ile kısıtlanmaması gerektiğini vurgulamıştır. Ancak, mevcut önlemin amacı ithalatı kısıtlamak değil, haksız rekabetin ortadan kaldırılmasıdır.

4) IVD ve IVI firmaları, Türkiye piyasasında PVC fiyatlarının Batı Avrupa fiyatlarına göre oldukça yüksek olduğunu, Türkiye’de yerleşik Batı Avrupalı bir üreticinin bulunmadığını, Türkiye’de yerleşik nihai kullanıcıların komşu ve çevre ülkelerden PVC tedarikinde bulunmadıklarını ve Türkiye piyasasında ithalatın tacir firmalar aracılığıyla gerçekleştiğini, Batı Avrupa’da ise buna benzer dağıtım kanallarının olmadığını vurgulamış olup bu nedenle Türkiye PVC piyasasının Batı Avrupa PVC piyasasından farklı işlediğini belirtmişlerdir. Yapılan hesaplamalarda ticari aşama dikkate alınmıştır.

(5) Öte yandan, söz konusu firmalar yerli üretim dalının üretim kapasitesinin Türkiye’nin talebini %20’sinden daha az bir kısmını karşılayabildiği belirtmiştir. Yapılan incelemede yerli üretim dalının 2007 yılı itibariyle toplam talebin %18’lik kısmını karşılayabildiği, söz konusu durumun 2008 yılı için de aynı seviyede kaldığı belirlenmiştir. Ancak, yerli üretim dalının toplam talebin ancak sınırlı bir kısmını karşılayabiliyor olması yürürlükte bulunan önlemin kaldırılması durumunda önleme konu ülkeler menşeli dampingli ithalatın devam etmesi veya yeniden meydana gelmesi ve bunun sonucunda zararın devam etmesi veya yeniden meydana gelmesi ihtimalini ortadan kaldırmayacağı değerlendirilmiştir.

(6) IVD ve IVI firmaları Türkiye’nin Almanya için birincil ihraç piyasası olmadığını, İtalya’nın ise ihracat politikasını değiştirdiğini ve Türkiye’ye ihracatlarının azalacağını belirtmiştir. Öte yandan, söz konusu ülkelerde kapasite kullanım oranları düştüğünden stoklarda bir birikme olmayacağı, bu nedenle stokları eritmek amacıyla dampingli fiyatlarla ihracat yapmaları ihtimalinin bulunmadığını vurgulamıştır. Ancak, yapılan incelemede söz konusu bilgileri destekleyecek herhangi bir belge sunulmamıştır.

(7) Diğer taraftan, ilgili taraflar için görüş bildirme süresinin aşımından sonra IVI firması tarafından firmanın iflas sürecine girdiği ve İtalyan Mahkemelerinden koruma talep ettiği, bu süreç içerisinde üretiminin azalmış olarak devam edeceği bilgisi alınmıştır. Belirtilen iflas süreci sonunda ise şirketin tavsiyesinin söz konusu olacağı bildirilmiştir. Ancak, söz konusu Tebliğin yayımı tarihinde firmanın tüzel kişiliğinde bir değişiklik bulunmadığından önlemlerin yürürlükten kaldırılması durumunda dampingin ve zararın devam etmesi veya yeniden meydana gelmesi hususundaki değerlendirmeler açısından bahse konu bilgiler değerlendirmeye alınmamıştır.

Üçüncü ülkelerden ithalat

Bu web sitesi Logos Teknolojik Yatırımlar tarafından oluşturulmuştur.