Madde 19 — ÜÇÜNCÜ BÖLÜM — Zararın Devamı veya Yeniden Meydana Gelmesi İhtimali
MADDE 19 – (1) Yönetmelik’in 35 inci maddesi hükümleri gereğince, önlemin sona ermesi halinde zararın devamı veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olup olmadığı değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, taraflarca ortaya konulan ve yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen veriler çerçevesinde; soruşturmaya konu ithalatın muhtemel seviyesi ve fiyatları ile bunun yerli üretim dalının fiyatları üzerinde etkisi, önlem konusu ülkelerdeki sektörün durumu ve Türkiye’ye yönlendirebilecekleri fazla kapasitelerinin bulunup bulunmadığı, Türkiye dışında bu ülkelere ticaret politikası önlem uygulaması olup olmadığı, önleme tabi ülkelerin diğer ülkelerde pazar bulma imkanları ile önlemin yürürlükten kalkması durumunda soruşturmaya konu ithalatın yerli üretim dalı üzerindeki muhtemel etkileri incelenmektedir.
a) Soruşturmaya konu ithalatın muhtemel seviyesi
(1) Soruşturmaya konu ithalatın muhtemel seviyesinin değerlendirilebilmesi amacıyla önlemin yürürlüğe girişinden itibaren genel ithalat ile önleme konu ülkeler menşeli ithalatta yaşanan gelişmeler göz önüne alınmıştır. Bu amaçla gözden geçirme dönemi olan 2004-2006 yıllarını da kapsayan 2002-2006 yılları arasındaki dönem incelenmiştir.
(2) 2002-2006 döneminde genel ithalatın seyri incelendiğinde miktar bazında ithalatın %11 oranında artış gösterdiği gözlenmektedir. Buna karşılık ithalatın dönem içerisinde sürekli artış göstermediği, dalgalı bir seyir izlediği görülmüştür. Benzer eğilim önleme tabi ithalat için de söz konusu olmuştur. Nitekim önleme konu ithalat da aynı dönemde %11 oranında artış göstermiştir.
(3) Öte yandan, önlemin soruşturmaya konu ülkelerden gerçekleştirilen ithalat miktarı ve ithalatın rejim kompozisyonu üzerindeki etkileri de her ülke için ayrı ayrı incelenmiştir. Buna göre ÇHC menşeli ithalatın 2002–2006 yılları arasında %12 oranında artış gösterdiği gözlenmektedir. ÇHC menşeli ithalatın genel ithalattaki artıştan daha fazla artış göstermiş olması önlemin etkinliği konusunda şüphe yaratmış olsa da ithalatın rejim kompozisyonu incelendiğinde dahilde işleme rejimi kapsamında önlemden muaf olarak gerçekleştirilen ithalatın payının önlemin yürürlüğe girmesinden sonra arttığı tespit edilmiştir. Nitekim 2002 yılında %9 olan dahilde işleme rejimi kapsamında gerçekleştirilen ithalatın payının 2006 yılı itibariyle %93 seviyesine çıktığı belirlenmiştir.
(4) Güney Kore menşeli ithalatın önlemden olumsuz etkilendiği görülmektedir. Nitekim 2002-2006 yılları arasındaki dönemde bahse konu ülke menşeli ithalatın %45 oranında gerilediği görülmektedir. Buna karşılık ithalatın rejim kompozisyonunda bir değişiklik yaşanmamıştır.
(5) Tayland’dan gerçekleştirilen ithalatın seyri incelendiğinde önlemlerin hayli etkili olduğu gözlenmektedir. Nitekim 2002-2006 döneminde Tayland menşeli ithalatın %79 oranında gerilediği tespit edilmiştir. Söz konusu dönemde ithalatın rejim kompozisyonu da değişmemiştir.
(6) Çin Tayvanı menşeli ithalatın gelişimi incelendiğinde, 2002-2006 döneminde önleme konu ithalatın %82 oranında gerilediği görülmektedir. Ciddi orandaki bu gerilemenin önlemin etkinliğine işaret ettiği düşünülmektedir. İthalatın rejim kompozisyonuna bakıldığında ise 2002 yılında dahilde işleme rejimi kapsamında önlemden muaf olarak gerçekleştirilen ithalatın payı %27 iken bu oranın 2006 yılında %55’e yükseldiği gözlenmektedir.
(7) Önleme tabi son ülke olan Malezya menşeli ithalatın gelişimi incelendiğinde, bu ülkeden gerçekleştirilen ithalatın 2002-2006 döneminde miktar bazında %197 oranında arttığı, bahse konu ülke menşeli ithalatın rejim kompozisyonunda ise bir değişiklik olmadığı tespit edilmiştir. Malezya menşeli ithalatın yürürlükteki önleme rağmen genel ithalatın üzerinde bir artış oranı yakalaması ve ithalatın büyük bölümünün düşük marja sahip olan Hualon firması tarafından gerçekleştirilmiş olması Malezya’ya yönelik önlemin etkisinin dampingin artmasıyla ortadan kaldırıldığına ilişkin şüphe uyandırmıştır. Nitekim, Hualon firması tarafından sağlanan veriler çerçevesinde belirlenen damping marjı düzeyinin ciddi ölçüde artmış olması da bu şüpheyi doğrular niteliktedir.
b) Dampingli ithalatın muhtemel fiyatları, fiyat kırılması ve talebe etkisi
(1) Önleme konu ülkelerden yapılan ithalatın fiyatlarını, girdi maliyetleri özellikle de en temel girdi olan petrol fiyatları, yurt dışı piyasalardaki rekabetin yoğunluğu ve ürün tipleri belirlemektedir. Diğer taraftan dünyada oluşan kapasite fazlasının yol açtığı rekabet nedeniyle ham madde fiyatlarının sabit kalması halinde fiyatların yukarı yönde hareket etmesi muhtemel görünmemektedir.
(2) Önlemlerin yürürlükte olduğu dönem boyunca, başta ÇHC olmak üzere önlem konusu ülkelerin kapasite yatırımlarının sürdüğü, özellikle yurt dışı pazarlarda ciddi bir rekabetin söz konusu olduğu görülmektedir. Soruşturma konusu üründe her biri ciddi üretim kapasitelerine sahip olan bu ülkelerin optimum maliyetlerle üretimlerini sürdürebilmek için belirli bir kapasite kullanım düzeyine erişmek zorunda oldukları, maliyetlerin belirleyici etken olacağı bu üretim anlayışının sonucunda da fiyat rekabetinin artacağı değerlendirilmektedir. Bahse konu ülkeler arasında hali hazırda devam eden bu rekabetin, önlemlerin yürürlükten kalkması halinde önemli bir pazar olan Türkiye pazarında da yoğunlaşacağı, bu durumunun halen fiyat kırılması ve baskısı yaratan fiyat düzeylerini yerli üretim dalı için daha da zarar verici düzeye getireceği değerlendirilmektedir. Nitekim bu ülkelerin kendilerine karşı bir önlemin yürürlükte olmadığı ülkelere yaptıkları ihracatın birim fiyatları incelendiğinde Türkiye’ye gerçekleştirilen ihracatın birim fiyatlarının da altında fiyatlarla ihracat yapabildikleri tespit edilmiştir.
(3) Önlem konusu ürünün tekstil sektörünün bir girdisi olduğu ve çok küçük fiyat avantajlarının tedarikçi tercihinde büyük önem taşıdığı dikkate alındığında, önlemin yürürlükten kalkması durumunda bu ülkelerden yapılan ithalatın artmasının muhtemel olduğu değerlendirilmektedir.
c) Önleme tabi ülkelerdeki sektörün durumu ve kapasite fazlası
(1) Önleme tabi ülkelerde önlemin yürürlükten kalkması durumunda Türkiye’ye yönelebilecek fazla kapasitelerinin bulunup bulunmadığı incelenmiştir. Yapılan inceleme neticesinde, başta ÇHC olmak üzere önleme konu ülkelerin çok yüksek üretim kapasitelerine sahip oldukları, halen kapasite yatırımlarını da sürdürdükleri anlaşılmıştır. ÇHC’nin dünyada çok önemli bir kapasiteye sahip olduğu, dünya ihracatında ilk sırada yer aldığı, bahse konu ürünlerin üretimine yönelik en büyük yatırımcı ülke olduğu tespit edilmiştir.
(2) Güney Kore’nin kapasite fazlası olup olmadığı incelendiğinde, hali hazırda ihracat ağırlıklı olarak faaliyet gösteren Güney Koreli üretici/ihracatçıların başta en önemli pazarları olan ÇHC’ye yönelik satışlarının düştüğü ve diğer ülkelere yönelik satışlarında da artan rekabet nedeniyle sıkıntı yaşadıkları göz önüne alınarak, ülkede ciddi bir atıl kapasite sorununun yaşandığı ve önlemin yürürlükten kalkması halinde Türkiye’ye yönlendirebilecekleri ciddi bir üretim kapasitelerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
(3) Tayland’ın kullanabileceği fazla kapasitesinin bulunup bulunmadığı incelendiğinde, bu ülkenin kurulu kapasitesi ile dünyada üçüncü sırada yer aldığı dolayısıyla ciddi bir üretim kapasitesinin olduğu, dokuma endüstrisinde yatırımların devam ettiği ve önlemin yürürlükten kalkması durumunda Türkiye’ye yönlendirilebilecek önemli bir kapasitenin bulunduğu belirlenmiştir.
(4) Çin Tayvanı’nın özellikle mekiksiz dokuma tezgâhlarında ÇHC’den sonra en büyük yatırımcı olduğu, dünya kurulu kapasitesinin önemli bir bölümünü elinde tuttuğu dolayısıyla önlemin yürürlükten kalkması halinde Türkiye’ye yönlendirilebilecek ciddi bir üretim kapasitesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
(5) Malezya’nın kurulu kapasitesinin 2006 yılında bir önceki yıla göre değişmediği, ancak, 2004–2006 yılları arasında Malezya’nın sentetik filamentten mensucat ihracatının gerilerken ithalatının arttığı tespit edilmiştir. Bu tespitler ışığında, Malezya’da yerleşik üretici/ihracatçıların atıl kapasitelerinin arttığı düşünülmektedir.
ç) Önlem uygulayan diğer ülkeler ve bunun etkileri
(1) Önleme tabi ülkelerden ÇHC’ye karşı AB tarafından dampinge karşı vergi uygulaması devam etmektedir. Bu durum, AB pazarına yakınlığı ve AB için önemli bir tedarikçi olması nedeniyle Türkiye’nin ÇHC için önemini arttırmaktadır. Önlemin yürürlükten kalkması halinde ÇHC’den yapılacak ithalatta artış yaşanması muhtemel görünmektedir.
(2) Öte yandan, soruşturma konusu ürün grubu içerisinde yer alan bazı ürün tipleri için Güney Kore’de yerleşik belirli üretici/ihracatçılar için Arjantin tarafından fiyat taahhüdü uygulaması yürürlüktedir.
d) Değerlendirme
(1) Yukarıdaki bilgiler dikkate alındığında, önleme tabi ülkelerin büyük üretim kapasitelerine ve kapasite fazlalarına sahip olduğu, ÇHC’ye karşı AB tarafından, Güney Koreli bazı üretici/ihracatçılar için Arjantin tarafından dampingli ithalata karşı önlemlerin yürürlükte olduğu, mevcut önlem dikkate alınmadığı takdirde önleme konu ülkeler menşeli ithalatın birim fiyatlarının yerli üretim dalının fiyatlarını kırdığı ve baskı altına aldığı, Malezya’ya yönelik olarak yürürlükte bulunan önlemlerin etkisinin damping düzeyinin artması yoluyla ortadan kaldırıldığı nitekim bahse konu ülkeden işbirliğine gelen Hualon firmasının damping marjının arttığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla, mevcut önlemin ortadan kalkması durumunda dampingli ithalatın artarak devam edeceği ve zararın devamı veya yeniden meydana gelmesi ihtimalinin var olduğu, ayrıca Malezya özelinde damping oranının mevcut önlemin etkisini ortadan kaldıracak biçimde artması nedeniyle önlemin yerli üretim dalı üzerinde beklenen olumlu etkiyi sağlamasının engellendiği değerlendirilmektedir.
(2) Dampingli ithalatın devamının veya yeniden meydana gelmesinin, önleme konu ithalatın yerli üreticilerin fiyatlarlı üzerinde hem kırılmaya hem de baskıya neden olduğu da göz önüne alındığında, yerli üretim dalındaki zararın devamına veya zararın yeniden meydana gelmesine yol açabileceği düşünülmektedir. Nitekim soruşturma konusu ülkelerin Türkiye’ye yönlendirebilecek fazla ihracat kapasitesinin bulunması, önlem konusu ülkelerdeki üretici-ihracatçıların Türkiye pazarını çok iyi bilmeleri ve dağıtım kanallarına kolay ve hızlı biçimde nüfuz edebilecek durumda olmaları nedeniyle yerli üretim dalının pazar payının daha da fazla düşmesinin ve üretim miktarının ve dolayısıyla kapasite kullanım oranının da olumsuz etkilenmesinin muhtemel olduğu düşünülmektedir. Bu durum, önlemin yürürlükten kalkması halinde yerli üretim dalında zararın devamının veya yeniden meydana gelmesinin muhtemel olduğuna da işaret etmektedir.
(3) KTTA’nın nihai bildirime ilişkin yanıtında yerli üretim dalının önlemin yürürlükte bulunduğu süre boyunca korunduğu, bu sürenin yerli üreticiler için yeterli olması gerektiği ifade edilmiştir. Önlemin devamının, yerli üretim dalı için aşırı bir koruma oluşturacağından hareketle özellikle Güney Kore’de yerleşik üretici ihracatçılar için yürürlükte bulunan önlemlerin kaldırılması talep edilmiştir.
(4) Bununla beraber, dampingli ithalata karşı önlem alınmasındaki amaç yerli üreticilerin ithalata karşı korunması değil, dampingli ithalatın doğurduğu haksız rekabet koşullarını ortadan kaldırmaktır. Dolayısıyla, önlemlerin yürürlükten kalkması halinde devamı veya tekrar başlaması muhtemel görünen dampingli ithalatın önlem öncesindeki haksız rekabet koşullarını da yeniden oluşturacağı ve bu nedenle yerli üretim dalında zararın devamının veya tekrarının söz konusu olacağı değerlendirilmektedir.