Madde 16 — Fiyat kırılması ve baskısı
MADDE 16 – (1) Önlemin yürürlükten kalkması durumunda oluşabilecek muhtemel fiyat kırılması ve baskısını ortaya koymak amacıyla, gözden geçirme dönemine (2004–2006) ilişkin verilere dayanılarak, uygulanan önlem dikkate alınmadan fiyat kırılması ve baskısı hesaplanmıştır. Hesaplamada, önlem konusu ülkelerden yapılan ithalatın birim fiyatına gümrük vergisi ve ithal masrafları eklemek suretiyle önlem konusu ürünün Türkiye piyasasına giriş fiyatları bulunmuş ve bu fiyat, yerli üretim dalının yurt içi satış fiyatları ve olması gereken satış fiyatlarını veren maliyet artı makul kâr yöntemi ile bulunan fiyatlarla mukayese edilmiştir.
(2) Buna göre, Güney Kore menşeli soruşturma konusu ürünün 2004 yılında yerli üreticinin fiyatları üzerinde %24 kırılmaya, %57 oranında fiyat baskısına, 2005 yılında %35 oranında kırılmaya ve %73 fiyat baskısına, 2006 yılında ise %60 fiyat kırılmasına ve %105 oranında fiyat baskısına neden olduğu tespit edilmiştir.
(3) ÇHC menşeli ithalatın fiyatlarının yerli üreticinin yurt içi satış fiyatları üzerindeki etkisi incelendiğinde, 2004 yılında %73 olan fiyat kırılmasının 2005 yılında gerileyerek %66’ya indiği 2006 yılında ise %99’a yükseldiği görülmektedir. Aynı dönemde fiyat baskısı ise sırasıyla %118, %112 ve %155 olarak gerçekleşmiştir.
(4) Çin Tayvanı menşeli ithalatın neden olduğu fiyat kırılmasının 2004 yılında %45 düzeyinde olduğu, 2005 ve 2006 yıllarında ise artarak sırasıyla %85 ve %102 seviyesine yükseldiği tespit edilmiştir. Aynı dönemde Çin Tayvanı menşeli ithalatın sebep olduğu fiyat baskısı ise sırasıyla %84, %136 ve %159 olarak gerçekleşmiştir.
(5) Gözden geçirme döneminde Tayland menşeli ithalatın fiyat gelişimi ve yerli üreticinin fiyatları incelendiğinde ise 2004 yılında %20 olan fiyat kırılmasının izleyen yıllarda artarak %58 ve %80’e çıktığı, 2004 yılında %52 olan fiyat baskısının ise sırasıyla %101 ve %130’a yükseldiği gözlenmektedir.
(6) Son olarak Malezya menşeli ithalatın yerli üreticinin yurt içi fiyatları üzerindeki etkisi incelendiğinde Malezya menşeli ithalatın ciddi düzeylerde fiyat kırılması ve baskısına yol açtığı görülmüştür. Nitekim 2004 yılında %154 olan fiyat kırılması, 2005 yılında %211’e, 2006 yılında ise %340’a yükselmiştir. Fiyat baskısı verileri de benzer bir tablo ortaya koymaktadır. Buna göre 2004 yılında %220 olan fiyat baskısının, 2005 yılında %294’e, 2006 yılında ise %460’a yükseldiği tespit edilmiştir.
(7) Soruşturmaya konu olan ürün grubu homojen bir nitelik arz etmemektedir. Aynı gümrük tarife pozisyonu altında farklı fiyat düzeylerindeki çok çeşitli ürün tiplerinin ithalatı söz konusu olabilmektedir. Dolayısıyla ürün kompozisyonundaki çeşitliliğin fiyat baskısı ve kırılmasına ilişkin hesaplamaları ciddi ölçüde etkilediği düşünülmektedir. Hualon firması da nihai bildirime ilişkin yanıtında bu noktaya işaret ederek fiyat baskısı ve kırılması hesaplanırken tip bazında karşılaştırma yapılması gerektiğini ifade etmiştir.
(8) Bununla beraber, fiyat kırılması ve baskısına ilişkin tespitlerin birer gösterge niteliği taşıdığı ve belirlenen fiyat kırılması ve baskısı oranlarının dönem içerisinde artış göstermesinin, önleme konu ithalatın fiyatlarının yerli üreticilerin fiyatları üzerindeki olumsuz etkilerini yansıttığı düşünülmektedir. Nitekim gözden geçirme döneminde önleme konu ithalatın birim fiyatlarının giderek daha fazla fiyat kırılması ve baskısına neden olma eğiliminde olduğu anlaşılmaktadır.
(9) Hualon firmasının nihai bildirime ilişkin olarak dile getirdiği bir diğer iddia da fiyat kırılması ve baskısının TL’deki aşırı değerlenme nedeniyle yüksek göründüğü şeklinde olmuştur. Reel döviz kurunun değer kazanması sadece TL’nin değer kazanmasının değil, ABD dolarının tüm dünyada değer kaybetmesinin de bir sonucu olarak gerçekleşmiştir. ABD doları bir çok para cinsi karşısında reel olarak değer kaybetmiş, bu durum her ülkede birbirinden farklı düzeylerde de olsa reel kurların değerlenmesine yol açmıştır.
(10) Bununla beraber, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından hazırlanan ÜFE bazlı reel kur endeksleri incelendiğinde 1995 baz yıl (1995=100) kabul edilerek yapılan hesaplamada reel kurun 2004 yılında ortalama 132, 2005 yılında 143, 2006 yılında ise 144 olarak gerçekleştiği görülmektedir. Endeksteki bu değerler TL’nin değerlendiğine işaret etmekle beraber, bu artış oranı 2004-2005 yılları arasında %8 olarak gerçekleşmiş, 2006 yılında ise 2005 yılına göre gerilemiştir. Bu tespitler 2004-2006 yılında reel kurdaki değerlenmeye işaret ediyor olsa da bu değer artışının marjinal düzeyde kaldığı ve fiyat kırılması ve baskısı üzerinde doğrudan yükseltici etkiye sahip olduğunun öne sürülmesinin mümkün olmadığı düşünülmektedir. Nitekim reel kurun 2006 yılında bir önceki yıla göre gerilemiş olmasına rağmen fiyat baskısı ve kırılmasında 2005 yılına göre ciddi oranda artış görülmesi, reel kur artışı ile fiyat baskısı ve kırılması arasında öne sürüldüğü gibi doğrudan bir ilişki olmadığına işaret etmektedir.
(11) Tüm bu veriler ışığında, önlemin yürürlükten kalkması halinde soruşturma konusu ülkelerin birim fiyatlarının yerli üreticilerin fiyatlarını önemli ölçüde kıracağı ve baskı altına alacağı düşünülmektedir. Soruşturma konusu ülkelerin ITC’den elde edilen 2006 yılı ihracat rakamları incelendiğinde bu ülkelerin, kendilerine karşı herhangi bir önlem uygulamayan ülkelere daha düşük birim fiyatlardan ihracat yaptıkları ve benzer fiyatlardan Türkiye’ye ihracata başlamaları halinde yerli üretim dalının fiyatlarını önemli oranda kırma ve bastırma potansiyeline sahip oldukları görülmektedir.