Kurum/Kuruluş Yönetmeliği · 9198

Madde 21 — Diğer unsurların etkisi

R.G.: 2005-07-28 / 25889
Madde 21 — Diğer unsurların etkisi

Madde 21- İlgili taraflarca nihai bildirim sonrası aşağıdaki unsurların da zarar üzerinde etkisi olduğu iddia olunmuş, bahse konu unsurların zarar üzerindeki olası etkisi Yönetmelik’in 17 nci maddesi hükümleri uyarınca detaylı olarak incelenmiştir:

a) 2001 yılında ortaya çıkan ekonomik kriz

İlgili tarafların iddiası doğrultusunda, 2001 yılında ortaya çıkan ekonomik kriz mercek altına alınmış, olası etkilerinin SD’ye kadar uzanarak zarar üzerinde etkisi olup olmadığı incelenmiştir.

Buna göre, 2001 yılında yaşanan ekonomik krizin soruşturma konusu ürün tüketimi üzerinde olumsuz etkisini göstererek tüketimin yaklaşık %50 oranında azalmasına yol açtığı, 2002 yılında toparlanmaya başlayan iç pazarda talebin, 2002 yılına göre SD’de ise ülke ekonomisinde görülen genel iyileşmeye paralel ancak ekonomideki büyümenin çok üzerinde, %78 oranında artış kaydettiği tespit olunmuştur. Öte yandan, SD’de tüketimdeki bu artışa ve dampingli ithalatın baskısıyla fiyatlarını önemli ölçüde aşağı çekmiş olmasına karşın yerli üretim dalının üçüncü ülkelerle birlikte pazar kaybına uğramış olması, zarar ile soruşturma konusu ülkeden yapılan dampingli ithalat arasında doğrudan bir illiyet bağına işaret etmekte, ilgili taraflarca iddia edildiğinin aksine makro ekonomik göstergelerde kriz yılı 2001 ile SD arasında yaşanan olumlu gelişmelere karşın ve söz konusu olumlu gelişmelerin tersine ortaya çıkan zarar üzerinde dampingli ithalatın doğrudan etken unsur olduğunu ortaya koymaktadır.

Yerli üretim dalının kriz yılı olan 2001’de büyük ölçüde artış gösteren finansal maliyetlerinin, 2001-SD arasında çok büyük çapta gerileme kaydetmiş olması bu sonucu destekleyici bir unsur olarak ortaya çıkmaktadır.

b) Pazar payı, fiyatlar ve rekabet

İlgili taraflarca nihai bildirim sonrası genel ithalatın azaldığı, dolayısıyla yerli üretim dalının piyasa payındaki azalmanın ÇHC’den artan ithalattan değil, diğer yerli üreticilerden kaynaklandığı, yerli üretim dalı fiyatlarındaki düşüşün de ÇHC menşeli dampingli ithalattan değil, yerli üreticilerin kendi aralarındaki rekabet, makro ekonomik gelişmeler, tüketici tercihlerinde ve teknolojide meydana gelen değişimler gibi diğer nedenlerle ortaya çıktığı iddia olunmuştur.

Konuya ilişkin yapılan incelemede, diğer üretici satışlarının 2000-SD arasında artış kaydederek pazar payını artırdığı, zarar inceleme döneminde piyasaya yeni girmeye başlayan yeni teknoloji TV tiplerinin tüplü televizyon fiyat gelişimi üzerindeki etkisinin gerek fiyatlandırması gerek anılan dönemde piyasadaki düşük payı nedeniyle iddia edildiğinin aksine ancak düşük düzeyde bulunduğu, bununla birlikte söz konusu unsurların aynı dönemde %500’e yakın oranda piyasa payını artırdığı tespit olunan dampingli ithalatın, bilhassa yerli üretim dalı fiyatlarını yüksek oranlarda kırdığı dikkate alınarak, yerli üretim dalının piyasa payı ve aynı gerekçeyle fiyatları üzerinde olumsuz etkisi bulunduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığı değerlendirilmiştir.

Diğer taraftan, yine ilgili taraflarca, kalite, pazarlama kanalları, tüketici algılaması ve tercihleri açısından yerli üretim ile dampingli ithalatın doğrudan rakip olmadığı, yerli üretici markasını taşıyan ürünü almak isteyen bir tüketicinin, fiyatı düşük de olsa hiçbir şekilde dampingli ithalatı tercih etmeyeceği iddia olunmuştur. Yerli ürün ile dampingli ithalat arasındaki fiyatın bir rekabet unsuru olmadığı anlamına gelen ve nesnel temellere dayandırılmamış olan iddianın, gerek dampingli ithalatın, yerli üretim dalının piyasa payının yanında, önemli ölçüde markalı ürünleri içerdiği bilinen diğer ülkelerden ithalat aleyhine de pazar payını büyük oranda artırmış olması, gerek ürünün ilk alıcısı konumundaki ithalatçılardan alınan cevaplarda, yerli ürün ile dampingli ithalat arasında rekabetin çok büyük oranda fiyat üzerinde odaklandığının vurgulanması nedenleriyle geçerlilik taşımadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan yapılan incelemede, herhalükarda yerli üretim dalının tek bir pazarlama kanalıyla değil farklı dağıtım ağları yoluyla faaliyet göstermekte olduğu ve ayrıca pazarlama kanalları arasında rekabet bulunmayacağı yönündeki iddianın da yukarıda belirtilen gerekçelerin de etkisiyle geçersiz olduğu anlaşılmıştır.

Sonuç olarak, yukarıda belirtilen iddia ve değerlendirmeler çerçevesinde, bahse konu hususların, dampingli ithalat ile yerli üretim dalı üzerindeki zarar arasında mevcut olan illiyet bağını ortadan kaldırmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, şikayet sahibi üreticiler dışındaki yerli üretimin %80’inden fazlasının tek bir firma tarafından gerçekleştirildiği, 2004 yılı içinde tasfiye olduğu belirlenen firmaya ilişkin temin olunabilen bilgilerden üretiminin, soruşturma kapsamına dahil olan SKD montajı şeklinde olduğu ve üretimde kullandığı demonte parçaların farklı partiler halinde soruşturma konusu ülkeden temin olunduğu anlaşılmaktadır. Gerek soruşturma sırasında elde edilen bilgilerden gerek soruşturmanın açılması sonrasında ithalatın gelişiminin incelenmesinden, ÇHC menşeli parçaların ayrı partiler halinde ithal olunarak basit işçilikle yurtiçinde monte edilmekte olduğu ve bu uygulamanın soruşturma açılması ile birlikte artış kaydettiği anlaşılmaktadır.

Bu web sitesi Logos Teknolojik Yatırımlar tarafından oluşturulmuştur.